\\\\\\\\\"\\\\\\\\\"
Hemen hemen hepimizin, çok sık söylediği bir söz değil midir bu? Hepimiz insanların bu devirde neden eskisi gibi davranmadığını, niye değiştiğini sorgulayıp durmuyor muyuz? İletişimsizlik, konuşamamak, anlatamamak en büyük sorunlarımızın temeli değil mi? Neden iletişim kuramıyor, neden paylaşamıyoruz? Neden aklımızdan geçeni ya da yapmak istediğimizi anlatamıyoruz? Sonrada anlaşılamadığımız için sinirli olup, başkalarına çatıyoruz. 
Başkalarından beklediklerimizi kendimiz yapıyor muyuz, diye düşünüyor musunuz hiç?

Mesela sen demez miydin? “Herkese davet gönderdim, mesaj attım ama kimse geri dönüp cevap vermedi. Oysa cevap vermek nezakettir, erdemdir, görgüdür, insanlıktır.” diye. Bak, şimdi başkaları için söylediğini kendin yapıyorsun. Ben sana sorular soruyorum, bir tanesine bile cevap vermiyorsun.

Ya da sen demez miydin? “Ben telefon da ettim, mesaj da bıraktım. Açmadı. “ya da açtı ama sonra arayacağını söylediği halde bir daha aramadı.” diye. Şimdi sen de telefonlarına ve mesajlarına bakmıyorsun, cevap vermiyorsun. Hani yanıt vermemek, davete ilgi göstermemek, susmak, bekletmek, bir insanı takmadığını, değer vermediğini, ne yaparsa yapsın aldırmadığını gösteren davranışlardı? Hani yanıt vermeyenlerin insani yanları eksikti? Sen de şimdi aynısını yapmıyor musun?
Birilerine güvenmek de sorun oldu değil mi? Tam güzel bir şeyler olacağı umuduyla heyecana kapılıp, kolları sıvayıp ilk adımları atmaya başladığınızda güvendiğiniz insan “ben yokum” diyor ya da sessizce ortadan çekip gidiyor. Ara ki bulasın, yaz ki yanıt alasın. ‘Ulaşılmaz’ı oynayarak güvendiğiniz dağlara kar yağdırmayı başaran insanları anlayabiliyor musunuz? Neden gittiğini, neden yapmak istediklerinizin olmadığını da anlayamadan, yanıtını alamadan kala kalırsınız hevesiniz kursağınızda, elleriniz kucağınızda.

Birinden hoşlanır, düşüncelerini, sözlerini beğenirsiniz. O insanın ama sevgili ama dost, ama normal bir arkadaş gibi her zaman hayatınızda olmasını istersiniz. Baştan her şey güzel gider. Sonrasında bu tanışmanın ömrü ister iki haftalık, ister on beş yıllık olsun, karşınızdaki insan birden bire bağları keser atar. Oysaki bir önceki gün ya da geçen hafta onun yüzünü güldürmüş, mutlu etmişsinizdir. “Eee. Her şey ne kadar iyi gidiyordu. Ne oldu da şimdi birden bire görüşmeyi kesti? Neden ulaşamıyorum? Neden telefonlarını açmıyor? Neden yazmıyor? Hiç mi beni düşünmüyor, merak etmiyor?” demez misiniz?

Siz de diyorsunuz bunları değil mi? Ne oldu da bu insanlara böyle birden bire iyi giden bir şeyleri sessizce yok etmeye çalışır gibi susar, kaçar, kaybolur oldular? Hani “hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar konuşa konuşa” anlaşırdı?

Ne oldu bu insanlara böyle? Ne oldu? Sustular. Herkes kendi kabuğuna saklanıyor. Teknoloji geliştikçe insanlık geriliyor. Önce komşuculuğu, misafirliği öldürdük, şimdi de arkadaşlığı, dostluğu, aşkı öldürmeye çalışıyoruz.

Ne olur insanlığınızı unutmayın! Hayvanlar halen koklaşıyorlar ama insanlar konuşamıyorlar. Hadi siz de konuşun. En yakınınızdakine içinizden geçeni anlatmakla başlayın işe. Yapılanları takdir edin. Okuduklarınızı yorumlayın ki yazan da bilsin okunduğunu. Yiyip bitirdikleriniz için teşekkür edin ki, yapan da sevinsin uğraştığına, emek verdiğine. Selamlamayı, uğurlamayı unutmayın ve esirgemeyin ki, gelen geldiğine sevinsin, giden sizden ayrılırken üzülsün de yeniden görüşmek istesin.

Aranan, anlaşılan, yalnız kalmayan, yalnız bırakıp gitmeyen insan olmak için. Lütfen KONUŞUN. Lütfen size ilgi gösteren, arayan, yazan, soran, mesaj atan herkese olumlu- olumsuz YANIT VERİN. Unutmayın! Sevdiğiniz kadar sevilip, saydığınız kadar sayıldığınız gibi ilgilendiğiniz kadar da ilgi görürsünüz. Sonra yalnızlıktan, dertten, kederden tek başına üzülüp, kahır çeken olmayın!

Dertlerin paylaşıldıkça azaldığını, mutlulukların paylaşıldıkça çoğaldığını hatırlayın!
 İlginizin, saygınızın, anlayışınızın, iletişiminizin yüksek olacağı güzel günler dileğiyle…

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×