''Ne olursan ol, yine gel'' demiştin. Ben de buna güvenerek tövbemi binlerce defa bozmuş olarak kapına geldim.
Senin o büyük aşkının yanında, ummandaki bir damla gibi kalan, yüreğimde küçücük bir aşkınkıvılcımları ile boynumu huzurunda büküyorum... Gözyaşlarım belli belirsiz süzülürken, boğazımda düğümlenen acının tarifini  anltmaya çalışıyorum sana...
Bak ben geldim MEVLANAM... Çocuksu öfkelerden, hummalı nefretlerden kendimi arındırarak...
Ellerimi açıp senden himmet beklerken, annemin telefonda yarı ağlamaklı sesi
beynimde yankılanıyor... Benim için dua etmeyi unutma kızım, diyor...
 
Bütün hastalara dua ediyorum dilim döndükçe... Sıkıntıda olan herkes için bir damla düşüyor yanaklarımdan... Senin yüzün suyu hürmetine dilimde hep aynı nakaratla... Himmet eyle MEVLANAM... Himmet eyle MEVLANAM...
 
   Her gelişimden farklı geldim bu sefer kapına...  Kendimden kaçıyorum... Sessizce bir el dokunuyor yüreğime... Usta bir ressam gibi... Önce fırçasını kızıl bir kırmızıya batırıyor.... Yüreğim yangın yeri, alev alev... Ardından koyu bir mavi sürüyor üstüne... İçim üşüyor... Buz kesiliyorum... Sonra ansızın alıp başını gidiyor... Kalbim kızıl kırmızıyla koyu mavi karışımı... Mor acılar yaşıyorum gecenin en ıssız karanlığında...
Bu devran, başka devran... AŞK' ın EŞK' e dönüştüğü zamanlardayım... 
 
    Kapındayım yine MEVLANAM...
Yanmak mı zor; yoksa, yakmak mı daha kolay... Yüreğimin inceden inceye sızladığının farkındayım...
Gece karası gibi bir çift siyah gözün esareti altındayım... Kendimle kavgalarım ayyuka çıkarken, dipsiz kör kuyularda senden medet umuyorum... Uykusuzluğumu, çaresizliğime katık edip sabahın ŞEMS' ini bekliyorum... 
Senli-benli sohbetlerim de olmasa, beynimi kemiren kurtlara bıracağım düşüncelerimi... SEN-SİZ geçen zamana inat, her köşe başında yeniden kesişiyoruz yollarımız... Zamansız gelen aşk tufanında savruluyorum dört bir yana...  
    Sen AŞK  nedir biliyorsun... Oysa ben, AŞK' ın beşeriyetinden bir adım öteye gidememiş bir zavallıyım... Yardım et bana Mevlanam, yardım et... Yanarken de mutlu olurmu insan... Elimi yüreğime götürüyorum... Bu devran başka devran... Yakarken kendisi de yanar mı diye düşünmeyen... Sormadan kapımı çalan, baş köşeye oturan... Hürmette kusur istemeyen... Beni benden alıp, kara gözlerinin potasında eritip, yokeden... Ellerime dokunmadan, gözlerime bakmadan saçlarımdan ardı sıra sürükleyen... 
 
     Kapındayım yine MEVLANAM... Çile hanende bana da yer aç... Uhrevi duygularla döneyim etrafında...Bir  İZ bulunsun şu harabe yüreğimde senden... Gökteki sema gibi devran olsun gözlerimde AŞK... Sen SEMA yaparken, ben de döneyim ardı sıra arkandan... Gelişim hüzün dolu... Dönüşüm yine sana olsun... AŞK' la kal MEVLANAM...
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×